Ar-Ge

Haziran 27, 2016

Bilimin insanlığın refah ve gelişmesi açısından önemi ilk kez 17. yüzyıl başlarında İngiliz düşünürü Francis Bacon tarafından dile getirilmiştir. “Bilgi güç kaynağıdır” diyen “Bacon’ı sonraki yüzyıllardaki gelişmeler doğrulamıştır. Francis Bacon’ın

teacher writing equations on the black board

görüşlerinin de etkisiyle, bilimin giderek daha çok uygulanabilir bilgi üretmeye yönelmesi, 18. Yüzyıl ortalarında İngiltere’de sanayi devrimini ortaya çıkarmıştır. Buhar teknolojisinin üretim ve ulaşıma uygulanmasıyla başlayan süreç 19. Yüzyılda elektrik ve elektromanyetik alanındaki gelişmelerle yeni boyutlar kazanmıştır; bu sayede birbiri arkasına geliştirilen yeni ulaşım ve haberleşme araçları dünyayı “küreselleşme” olarak adlandırılan sürece sokmuştur.

Günümüzde gelişen bilgisayar ve İnternet teknolojileri bu sürece yeni bir ivme kazandırmıştır. Bu teknolojiler sayesinde artık, bilgi, mal ve hizmet üretim ve dolaşımı küresel ölçeklerde gerçekleşmektedir. Artık pek çok ülke, 1960’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak, bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ana ekseni haline getirmiş bulunmaktadır.

eu_01Gümrük Birliği’ne kabul edildiğimiz ve Avrupa ile tam bütünleşmeyi amaçladığımız bugünlerde, gelişmiş ülkelerle aramızdaki teknoloji açığının kapatılması, ürün ve hizmet kalitesinin yükseltilmesinde AR-GE faaliyetleri büyük önem taşımaktadır. Herhangi yeni bir ürün üretmek ya da varolan ürün ya da proses üzerinde değişiklik yapmak olarak tanımlanan AR-GE’nin temelini bilgi ve bilim oluşturmaktadır. Bilgi, hammadde, emek, zaman, mekan, sermaye ve öteki girdilere olan ihtiyacı azalttığı için her şeyi ikame etmekte, ileri bir ekonominin merkezi haline gelmekte ve bu gerçekleştikçe değeri hızla artmaktadır.

 

 

Ülkemizde AR-GE faaliyetleri sürdüren kurum ve kuruluşlar şöyle sıralanabilir;

1. Kamu Araştırma Kurumları

2. TÜBİTAK

3. Üniversiteler

4. Özel Sektöre ait Araştırma Birimleri

Dünyayı politik, ekonomik, sosyolojik ve hatta kültürel anlamda domine eden bütün ülkelere bakıldığında AR-GE’ye ciddi yatırım yapıldığı ve ortaya çıkan inovatif ürünlerin sanayici ve yatırımcılar ile doğru enstrümanlarla buluşturulduğu görülmektedir.

Bu bağlamda TÜBİTAK’ın Teknokenti olarak ülkemizde üretilen AR-GE değerlerinin ülkemiz için en efektif şekilde kullanılabilmesi için sorumluluğu olduğunu bilen Marmara Teknokent, sadece kendi bölgesinde değil birçok ilde konumlu bulunan Teknokentleri Türkiye’nin dört bir yanındaki sanayiciler ile buluşturma faaliyetleri yürütmektedir.

Kaynak:http://www.maden.org.tr/